Doç. Dr. Muhammed Eno: Terör, Afrika’nın değil Batı’nın sorunu

Üsküdar Şiir Festivali için Türkiye’ye gelen St. Clements Üniversitesi Afrika Araştırmaları Bölümü başkanı Kenyalı şair Doç. Dr. Muhammed Eno, Afrika şiirini ve Afrika’yı kuşatan terörizmin kaynaklarını anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başlattığı ‘Dünya 5’ten Büyüktür’ kampanyası karşısında heyecanını gizleyemeyen Kenyalı şair, ‘Barışı isteyen herkes, bu kampanyayı desteklemeli’ diyor.

 

 Şair Muhammed Eno, önceki hafta sona eren Üsküdar Şiir Festivali’nin en renkli konuklarından biriydi. Somali’de konuşulan Maay ve Maxaa dilleri dâhil olmak üzere birçok dili anadili gibi konuşabilen siyaset bilimci şair Eno’nun beş şiir kitabı bulunuyor. Afrika şiirini ve Kenya’yı konuşmak için bir araya geldiğimiz Eno’yla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başlattığı ‘Dünya 5’ten Büyüktür’ kampanyasını konuştuk. 

 

Önce modern Afrika şiirinden söz edelim mi?

Afrika farklı farklı pek çok güzellik barındıran çok zengin bir kültüre sahip… Şiir de bu kültürün bir parçası, zengin bir parçası hem de. Afrika da biliyorsunuz çok sayıda dil var, yakın zamanlara kadar yazılı da değildi bu. Şiir, Afrika’da sözlü kültürden gelen bir şey tabi… Yazı öncesi önemli mesajları iletmek için şiiri sözlü olarak kullanıyordu. Bir çeşit kültür aktarıcılığı görevi vardır şiirin. Şiir, üzgün ya da sevinçli olduğumuzda, kederli veya mutlu olduğumuzda, evlenirken ya da eğlenirken, savaşta veya barışta yani hayatın her durumunda, her basamağında bizim için iletişim aracı, bir paylaşma aracıdır.

Edebiyatın ve şiirin bugün Afrika’daki karşılığı nedir? Edebiyat dergileri, yayıncılık ve sair… Kenya şiiri özelinde özellikle…

Evet, şu anda hem Afrika genelinde hem Kenya’da şiir çok popüler bir tür… Diğer tüm edebi türlere nazaran oldukça yaygın bir şey… Hem genel olarak edebiyatla ilgili hem de özel olarak şiirle ilgili faaliyet gösteren derneklerimiz var. Bugün tabi özellikle internet siteleri çok yaygın olarak kullanılan bir yöntem… İnternet üzerinden dergiler çıkarılıyor. Bunların dışında okullarda etkinlikler yapılıyor. Şiir dersleri veriliyor.

Özel olarak şiir dersi mi?

Edebiyat eşittir şiir diye bir şeyden söz edebiliriz bizim için. İki ayrı edebiyat dersi var, biri İngiliz edebiyatı, diğeri de bizim ulusal dilimiz Svahili özelinde verilen Kenya edebiyatı dersi. İngiliz edebiyatı dersinde İngilizce şiirler, İngiliz şairleri okunuyor, yerel edebiyat dersinde de bizim kendi şairlerimiz…

TERÖR, AFRİKA’NIN DEĞİL DÜNYANIN SORUNU

“Afrika kıtası dışarıdan nasıl görünüyor” sorusunun Türkiye’de de dünyada da benzer bir cevabı var biliyorsunuz. En son geçtiğimiz aylarda Eş-Şebab terör örgütü, bir üniversiteyi basmıştı…

Terörizm biliyorsunuz sadece Kenya’da değil bütün dünyada olan bir şey. Biz de terörizm sorununu uzun süredir yaşıyoruz. Şunu açıklıkla söylemeliyim ki sorun Eş-Şebab değildir. Sorun politikacılardır. Politikacılar bunun önüne geçmek için hiçbir şey yapmıyorlar. O çocuklara eğer iş verselerdi o çocuklar o örgüte katılmayacaklardı. Eğer ekmeklerini kazandıkları bir işleri olsaydı, o örgütler çocuklara “al şu 100 doları git şunu yap” diyemezlerdi. Sorun sadece ekonomik temelli değil ama. Birçok yüzü var bu problemin. Politik sebepler de var, sosyal sebepler de, ekonomik sebepler de var, dini sebepler de… Hepsi birleşince Eş-Şebab gibi yapılar ortaya çıkıyor işte.

Şairliğinizin yanı sıra siyaset bilimi uzmanısınız da. Biz uluslararası ajanslardan alıyoruz o bölgeye dair bilgileri. Teyit edelim istiyorum aslında ne olduğunu…

Somali’de çok çok uzun bir süredir etkili bir devlet yönetimi yoktu. Çocuklar çok uzun süredir bu boşluktan dolayı sadece savaşa tanık oldular. Yeni gelen siyasetçiler de çocukların eğitimi üzerine odaklanmadılar. Dolayısıyla bu sosyal bir soruna neden oldu. Bu aynı zamanda ekonomik bir sorun, çünkü eğitim alamayan çocuklar büyüdüler ve belli bir yaşa gelince paraya ihtiyaçları oldu geçimlerini sağlayabilmek için, dolayısıyla ailelerini geçindirebilecek parayı kendilerine veren Eş-Şebab’a katıldılar.

ŞAİR, TOPLUMUN SESİ VE GÖZLERİDİR

Şiir, hakikatin kendisidir denir… Tarihsel tecrübemizle şunu biliyoruz, dünyanın neresinde bir problem varsa, ‘dünyanın efendileri’ dediğimiz şeyin parmağını orada görüyoruz. Afrika’da olan bitenin arka planında da onlar var haliyle…

Gerçekliğin ta kendisidir şiir. Şair, toplumda olan bütün şeylerin sesi ve gözleridir. Ama evet sana katılıyorum. Uluslararası toplum, benzer sorunları çözme noktasında samimi değil. Boko Haram Nijerya’da, eş-Şebab Kenya’da… Bütün doğu Afrika’da benzer problemleri yaşıyoruz, binlerce insan ölüyor fakat Charlie Hebdo’da olduğu gibi, hiçbir zaman bir araya gelip ortak tepki vermediler. Söz konusu Afrika olduğu zaman her şey değişiyor. Fransa’da çok sayıda lider bir araya geldi, aynı liderler kendilerinin dışındaki bütün dünyaya duyarsızlar. Batı, çok fazla şey yapabilecekken hiçbir şey yapmıyor.

Aslında çok şey yapıyor…

Evet, daha derinde asıl sorun bu konuştuklarımız zaten Batı kaynaklı. Afrika’da, daha önce de bazı ufak çaplı sosyal sorunlar yaşanıyordu ama dini içerikli, mezhepsel içerikli çatışmalar Batı dâhil olduktan sonra başladı. Dediğim gibi problem Batı’dan geldi bize. El Kaide, Eş-Şebab ya da Boko Haram aslında Afrika’nın problemi bile değildi. Afrika Araştırmaları Merkezi’nde uzman bir siyaset bilimci olarak çok net ifade edeyim, radikal uç İslamcı örgütler Batı’dan bize geldi.

ERDOĞAN’IN ÇIKIŞI OYUNU BOZACAK

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başlattığı ve ilk açıklamasını BM Toplantısı’nda yaptığı ‘Dünya 5’ten Büyüktür’ diye bir kampanya vardı. Afrika kıtasından bakınca dünya nasıl görünüyor?

Benim şiirim de işte bu adaletsizliği anlatıyor. Beş ülkenin, bütün dünyayı yönetiyor olması büyük bir adaletsizliktir. Çok çok büyük bir adaletsizliktir. Bu beş ülke yerine, Kenya’daki, Nijerya’daki, Somali’de veya dünyanın herhangi bir yerindeki insanlar kendi ülkelerinin güvenlikleriyle ilgili kararları kendileri almalı. Bütün ülkeler, tüm karar alma mekanizmalarında eşit temsil edilmeli. Bugünkü dünyanın yaşadığı en büyük sorun bu. Zaten yaşadığımız sorunlar da bu ilkel tablodan, adaletsizlikten kaynaklanıyor. Başkan Erdoğan’ın böylesine cesaret isteyen bir çıkışı, hem de Birleşmiş Milletler’de yapmış olması çok kıymetlidir. Neden, çünkü sorunun kaynağı orası olduğu için elbette orada konuşulamazdı. Ama Başkan Erdoğan bunu bozdu.

Liderlerle halkların aynı şekilde düşünmüyor olmasını, benzer şekilde konuşmuyor olmasını nasıl anlamak gerekiyor?

Benim tam olarak adaletsizlik diye tanımladığım şey işte bu. Liderler, halkların söylediğini söylemiyor, gördüğünü görmüyor. Çünkü liderlere kendi politikalarını dayatıyorlar. Satıyorlar hatta para veriyorlar. Böylelikle kendilerine bahşedildiğini düşündükleri küçük krallıklarında, uluslararası düzenlere karışmadan iktidarlarını sürdürüyorlar. Hâsılı BM Güvenlik Konseyi, tüm dünyada güvensizliğin bizzat kaynağı… Bu açıdan hem de BM Genel Kurulu’nda bunu bizzat söyleyebilen Başkan Erdoğan gibi liderlere ihtiyacı var dünyanın.

AŞK DA ADALETİN İÇİNDE

Şiirinizde protest bir damar var, konuştuğumuz siyasal ve sosyal problemlere rahatsızlıktan değil mi?

Kesinlikle! Sosyal adaletsizliğe karşıyım. Ama böyle söyleyince politik bir şiir gibi anlaşılmasın. Şiirimde, hayattan da aşktan da, çiçeklerden ve kuşlardan da bahsediyorum. En çok mesela aşktan söz ediyorum.

Adalet hepsini kapsamıyor mu zaten…

Elbette. Şiirimdeki o protest yüz, kötü şeylerle savaşmak adına sürdürülen bir şey. İyi şeyler zaten olağandır, içinde olandır. Ve şiirimin sesi zaten adaletsizlikten söz edince, iyi olan şeyleri de yüceltmiş olacak. Ve tekrar ederim ki, en büyük adaletsizlik Birleşmiş Milletler’de olandır. Başkanınız Erdoğan’ın kampanyasını barış isteyen her insan sonuna kadar desteklemeli. Erdoğan’ın adaletsizliğe karşı başlattığı bu kampanyayı sonuna kadar devam ettirmesini gerçekten isterim. Bu kolay bir iş olmayacaktır elbette. Siyasetten ayrı olarak akademisyenlerin, sanatçıların pek çok toplum öncüsünün de bu kampanyaya destek olması gerekiyor.

Politikacılar şiir biliyor ve okuyor olsalardı dünya nasıl bir yer olurdu?

İşte o zaman halklarının ne istediğini bilebilirler ve onlarla aynı hislere sahip olabilirlerdi. Ve dünya da gerçek sahipleri olan halkların istediği gibi bir yer olurdu; bir barış yurdu.

ÇEVİRİ KONUSUNA ÇALIŞMAMIZ GEREKİYOR

Türk edebiyatını takip edebiliyor musunuz?

Dostluğumuz var, oturup konuşuyoruz ama ne yazık ki çeviri noktasında hiçbir şey yapılmış değil. Hem sizin tarafınızdan hem bizim tarafımızdan… Dolayısıyla istesek de sadece belli bir yere kadar takip etmek mümkün. Bu konuda da çalışmalar yapmamız gerekiyor. İngilizceye çevrilmiş Türkçe metinlere bakabiliyoruz. Ama Osmanlı’dan itibaren çok zengin bir edebiyatınız olduğunu biliyorum.

 

Fotoğraf: Sedat Özkömeç