Isaac Cordal: Küçük heykellerle büyük mücadele

YUSUF GENÇ

Isaac Cordal bir sokak sanatçısı. 2002 yılından beri yapıp sokaklarda sergilediği minik heykelleri ile insanın dünyaya yaptıklarını yeniden insana göstermek istiyor. Tüm dünyayı ilgilendiren büyük siyasi meseleleri küçücük heykelleriyle tartışmaya açan Cordal, ‘Küçük eylemlerle büyük şeyler değiştirilebilir’ diyor.

 

Heykel sanatçısı olan ve halen Brüksel’de yaşayan Isaac Cordal, masal ile gerçeğin acımasızlığı arasında çimentodan yaptığı çoğunlukla küçük heykelleriyle, dünyanın fiziksel gerçekliğini göstermek için sanat yapıyor. Eserlerini yalnızca galerilerde değil, doğrudan sokaklarda da sergileyen Cordal’ın 2006’da İspanya’da açtığı sokak sergisinden sonra bugüne kadar başta Londra, ​​Berlin, Brüksel ve Viyana gibi çok sayıda Avrupa ülkesinde çalışmaları sergilendi. Cordal, masal ile gerçeğin acımasızlığı arasında kapitalizmin yol açtığı kötülükleri konuşuyor.

 

Çimentodan yaptığın minik heykellerle devasa cümleler kuruyorsun. İlk kez temas edenler için senden dinleyelim, ne yapıyorsun, nasıl yapıyorsun?

Aslında tüm projeyi Çimento Tutulması diye isimlendirebiliriz ki öyle de isimlendirdim. Yaptığım şeye gelince, insanların dikkatini çekmeye çalışıyorum. Hep birlikte dünyaya verdiğimiz yıkımı, bizzat o yıkımın baş aktörü çimentoyla anlatmaya çalışıyorum yani betonla. Çimento bu anlamda güçlü bir materyal, güçlü çağrışımları olan bir sembol. Doğada bıraktığımız çirkin ve kaba izlerden sadece biri.

Bu bir sokak sanatı. Eserlerini yalnızca bir galeride sergilemiyorsun. Gelip geçen insanların görüp durmasını sağlayacak vurguların var. Göstermek için sokağı tercih etmenin anlamı nedir?

Eserlerimi sadece sokaklarda değil, üstü kapalı galerilerde de caddelerde de sergiliyorum. Yola ilk çıktığımda, sanatı da sokağa çıkarmalıyız diyerek hareket etmiştim. Düşüncem sokağı heykellerim için büyük bir senaryo alanı, bir dekor olarak kullanmaktı. Neden diye soracak olursan, çünkü sokak yaratmak için güzel bir yer. Zira günün yirmi dört saati açık ve üstelik bulunmak için ücret de ödemiyorsun. İhtiyacın olan her şeyi orada bulabilirsin. Sokakları, caddeleri sanat eserlerini sergilemek için sahne olarak kullanmak devasa bir pazarı ve gücü olan reklam sektörünün karşısında yaptıklarını duyurmak imkânı verir sana. Ben de bu imkânı kullanıyorum. Ve dünyanın pek çok ülkesinde, pek çok şehrinde bu ücretsiz sanat sergilerini açtım.

Şık giyimli, çoğunlukla yere batmakta olan insanları gösteren heykeller bunlar. Bu batış neyi simgeliyor?

Heykeller, kapitalizmin çöküşünü simgeliyor. Batmaya başlayan kapitalizmi, insan olarak batmamak için bizim toprağa gömmemiz gerekiyor çünkü. Kapitalizm, yarattığı ve bizim ellerimizle bizi sürüklediği kaosun içine gömülmeli.

KAPİTALİZM, DOKUNDUĞU HER ŞEYİ YOK EDEN OBUR BİR SİSTEM

Heykellerin genellikle, orta yaşlı, kravatlı, kel ve ellerinde umutsuzca para çantaları tutan beyaz yakalılardan oluşuyor. Kapitalizmin ürettiği bu sınıf aynı zamanda kapitalizmin tükettiği de ilk sınıf oluyor o halde değil mi?

Modern köleler işte. Kapitalizm, kolonyalizmin bugün sürdürülen modern bir versiyonu sadece. Modern ve daha işlevsel. Asla durmuyor. Dokunduğu her şeyi yok eden obur bir sistem. Suçun seyreltildiği bir sarmala dâhil ediyor hepimizi. Politikacı ile organize suç yapılarını aynı masa etrafında buluşturuyor. Ve bu sarmalda tuzağa düşürülmüş ve dünya nüfusunun büyükçe bir kısmını oluşturan insanlar var. Modern köleler. Kredi kartı kullanabiliyor olmaları köle olmadıklarını sanmalarına yol açıyor sadece.

Heykelleri sokaklarda sergiliyorsun ancak eleştirdiğin insanlar/kurumlar genelde sokakta yaşamayan, sokakta göremeyeceğimiz tipler. Kendi özel alanları var…

Kentsel mobilyalara dönüşen modern insanoğlunu betimleyen küçük heykeller yapmak istiyordum ve bunu başardım. Kendilerini de kentlerini de kaybettiklerini insanlara göstermek istedim. Evet sokakta çok sık gördüğümüz tipler değil bunlar ama kendilerini sokakta gösterdiğimi görüyorlar.

KRALİÇE, DEKORATİF BİR UNSUR DEĞİL

Kucağında ‘savaş oyuncağı’ olan kraliçe heykeli var. Savaşlar için de itiraz ediyorsun ama tüm savaşları kraliçe çıkarmıyor sonuçta.

Kesinlikle haklısın. Aristokrasi, kral ve kraliçelerin saraylardaki vazolar gibi dekoratif şeyler olduğunu düşünmüyorum. Dün de öyle değillerdi, bugün de öyle değiller. Geçmişte birçok kültürü yağma ve talan ettikleri için suçlandılar. Barbarizm, her hafta tabloit gazetelerde çıkan melek yüzlü bir kıyafete bürünüyor. Bugünkü dünyada kötülüğün kaynağı, daha çok şık baylar ve bayanlar. Krallar ve kraliçeler…

Amerika’nın dünyanın elliden fazla ülkesinde işgal askeri var, Orta Doğu bir kan gölü, Afrika’da insanlar açlıktan ölüyor, gelişmiş ülkeler nükleer yarışta dünyamızı daha da yaşanmaz bir yer haline getirmeye uğraşıyor. Endişeli misin?

Aynı zamanda hareket de etmek gerekiyor. Bu değişebilir, önce neler olup bittiğinin farkında olmalıyız. Bu bir klişedir ama yine de söylemek zorundayım; ‘değişim evde başlar.’

KÜLTÜREL ÇEŞİTLİK YOK EDİLİYOR

Bazen bir düğün, bazen bir piknik sahnesi, bazen oturma odasında birbirlerini görmeyen aile fertleri ve bazen de uluslararası kapitalist düzenin çarklarını döndürmekle ömür tüketen şık giyimli, kravatlı iş adamları… Heykellerini sadece olanı göstermek için değil, gelecekte olacak olanı da haber vermek için kurguluyorsun değil mi?

Bizi saran şeyleri yansıtıyorum. Ne yazık ki bugünlerde olan şeylerin çoğu pek de hoş olmayan şeyler. Eserlerimle henüz gelişmekte olan ve yan etkileri toplumumuzda görülebilen süreci yansıtmaya çalışıyorum. Bazılarının yararına olan bu süreç hız kazandı. Böylelikle kültür çeşitliliği, aynı tarih ve zamana sahip olmaya zorlanmış gözüküyor. Wall Street tutulması dediğimiz şeye.

Sana en çok ilham veren, beğenerek takip ettiğin şairleri ya da ressamları da öğrenmek isterim.

Stefan Zweig, Robert Walser, John Fante gibi yazarların ismini verebilirim. Maurizio Cattelan, Chema Madoz, Ron Mueck’in eserlerini beğeniyorum. Ve çok daha fazlasının… Modern dünyayı ironik bir şekilde yansıtan ve insanoğlunu temsil eden eserlerle ilgileniyorum.

Kitap çalışmaların da var. İlki Çimento Tutulmalar sanırım. Sırada ya da şu an elinde neler var?

Fransa’daki çalışmamla ilişkili olan ikinci kitabım geçen yıl yayınlandı.

DEĞİŞİMİN EŞİĞİNDEYİZ

Ahlaki hiçbir otorite tanımayan politikacılar ve destekçileri kapitalist işadamları… Dünya uzun zamandır tersine dönüyor, ne dersin küçük adımlar büyük meselelerin çözümüne gerçekten katkı sağlayabilecek mi?

Bizler, kriz zamanında yaşayan insanlarız. Kriz nedir, ne zaman ortaya çıkar? Eski rejim ölmek istemediğinde, yenisi de uygulamaya koyulamadığında kriz gelir. Umuyorum ki değişimin eşiğindeyiz ve o bir gün gelecek… Eğer sorduğun buysa evet, naçizane benim çalışmalarımın bu değişim için bir adım, belki daha fazlası olduğunu düşünüyorum.

Hem güncellemiş olalım hem de bir paragrafla kısaca senden işitelim Isaac Cordal kimdir sorusunun cevabını…

Taş devri zamanlarında yaşayıp ölen ama iskeleti Ortaçağ Avrupa’sında bulunan ilkel bir insan. Farkımız var mı sence? Bir düşünsene nelere şahitlik ediyoruz.

Belki bir gün İstanbul sokaklarında da heykellerinle karşılaşırız, ne dersin?

İstanbul’da bulunmayı ben de çok isterim. İstanbul’u görmek ayrı bir deneyim olacaktır.