Nurettin Albayrak: Yunus’un dili, aynı çağ şairlerin dilinden çok ötedeydi

Yunus Emre’nin şiirlerinde kullandığı sözcükler üzerine kapsamlı bir araştırma yapan Nurettin Albayrak, “Gönül Çalab’ın Tahtı” adlı kitabında önemli tespitler yapıyor. Albayrak, Yunus’un kendi dönemine kadar kullanılamayan pek çok kelimeyi cesaretle kullandığını hatırlatarak, aynı dönemde yaşayan çağdaş şairlerin dillerinin çok ötesinde olduğunu dile getiriyor.

 

29 Mayıs Üniversitesi öğretim görevlisi Nurettin Albayrak, Türkçe’nin kurucu şairi Yunus Emre’yle ilgili bugüne kadar yapılan tüm ciddi çalışmaların da izini sürerek geniş kapsamlı tenkitli bir Yunus Emre sözlüğü hazırladı. Albayrak’la Dergâh Yayınları’ndan çıkan eseri üzerinden Yunus Emre’yi ve dilini konuştuk.

 

İlk ciddi Yunus çalışması 1919’da Köprülü merhum tarafından yapılmıştı. Geçen zaman zarfında tezleri de dâhil edersek yüzlerce belki binlerce defa çalışıldı. Son ciddi çalışma da sizin tarafınızdan yapılmış oldu. Yunus Emre’ye yaklaşamadık mı hala?

Yunus Emre Anadolu kültürü ve inanç dünyasında çok ciddi bir yere sahip sufi ve kültür insanıdır. Köprülü bir çığır açtı, ondan sonra pek çok insan çalışma yaptı. 90’lı yılların başından itibaren doktora çalışmaları da yapıldı. Zaten ben de bu kitabımda, o doktora çalışmalarından en ciddisi olan Mustafa Tatcı’nınkini esas aldım. Tabi kendi kitabım hakkında ‘son ciddi çalışma’ diyemiyorum ama Yunus Emre hakkında etraflı bir eser yazmayı çoktan beri düşünüyordum. Hem Yunus Emre’nin hayatını, hakkında söylenenleri hem de dili üzerinde durmayı amaçladım. Kullandığı tasavvufi terimler üzerinde durdum. Karşılaştırmalı araştırmalar yaptım. Divanu Lügat’it-Türk’le, Süheyl ü Nevbahar’la Kitab-ı Dede Korkut ve Tarama Sözlüğü ile. Yunus’un kullandığı kelimelerin ne kadarı burada var ne kadarı yok, bunları tespit ettim. Tabi Yunus Emre hakkında ayrıntılı ciddi çalışma yapmak isteyenler için küçümsenemeyecek bir çalışma çıktı ortaya. Tabi bu hacimde bir eser kolay çıkmıyor ortaya, zaman zaman tıkandığımı söylemeliyim. Ama İSAM ve 29 Mayıs Üniversitesi’ndeki mükemmellik bu kitabın ortaya çıkmasında yardımcı oldu. İSAM Kütüphanesi, ihtisas açısından Türkiye’nin en iyi kütüphanesidir.

YUNUS’UN DİLİ SAF OĞUZ TÜRKÇESİ

Süleyman Çobanoğlu, ‘Türkçe, Yunus’un önünde diz çökerek Müslüman olmuş bir dildir’ diyor. Siz de Yunus için ‘Türkçenin tefekkür dilinin kurucusu’ diyorsunuz. Bunlar ne anlama geliyor?

Yunus Emre’nin Türkçesi için saf Oğuz Türkçesi demenin doğru olmadığını, Sorbonne’da doktorasını yapan Said Hurşit ispatlamıştı. Hurşit, Yunus Emre’nin Divanlarının en eskisi kabul edilen Fatih nüshasında 2555 kelime tespit etmiş. Bunların etimolojisini yapmamış. 2555 kelimeyi sınıflandırmış. 1191 Türkçe kelime, 967 Arapça, 181 Farsça, 10 Yunanca, 3 Latince, 2 Ermenice, 1 de Cermen dillerinden kelime var. Hurşid’in dikkate aldığı tek nüsha. Mustafa Tatcı, 14 Yunus Divanı’nı alarak tespit etmiş. 417 şiirde, 4154 kelime var. 2380’i Türkçe, 1227’i Arapça, 518’i Farsça ve diğer dillere ait 29 kelime var. Böyle olunca Yunus’un dili saf Oğuz Türkçesidir demek havada kalır. Bu durumda Yunus Emre’nin dili, bir Türk-İslam medeniyeti dilidir. Yani daha sonra Osmanlı Türkçesi olarak adlandıracağımız dilin de temeli Yunus Emre tarafından atılmıştır. Çobanoğlu’nun dediği de budur. Köyde yaşayan Mehmet Efendi de Yunus Emre’yi bilir, şiirlerini söyler; şehirdeki de kentteki de Yunus Emre’yi bildiğine göre Yunus’un dili bugün de yaşayan bir medeniyet dilidir.

Bazı dilciler, Anadolu sahası ile Anadolu dışında kullanılan Türkçelerin çok farklı olduğunu söylüyorlardı…

Bu da tabi yine sadece Yunus üzerinden doğru olmadığı gösterilebilecek bir şey. Yunus Emre’nin kullandığı toplam 4154 kelimenin 1040 tanesi Divanu Lügat’it-Türk’te var. 1146 tanesi Süheyl ü Nevbahar’da ve 1429 tanesi de Kitab-ı Dede Korkut’ta var. Divanu Lügat’it-Türk 11. Yüzyılda, Süheyl ü Nevbahar 15. Yüzyılda, Kitab-ı Dede Korkut ise 15. Yüzyılda yazılmış. Dolayısıyla Yunus Emre’nin dilinin bizim bütün kültür eserlerimizde yer aldığını söylememiz mümkün.

Çalışmalarınız sonucunda Yunus Emre’nin kurucu bir karakter olduğunu teyit ediyoruz. Merak ettiğim şu, Yunus Emre, ne yaptığını biliyor muydu? 

Yunus Emre, kendi çağında kullanılması sakıncalı olan bazı tasavvufi kelimeleri çok rahat kullanmış. Elimizde Hallac-ı Mansur var. Yunus Emre kendi dönemine kadar kullanılamayan pek çok kelimeyi cesaretle kullanmıştır. Yunus Emre’nin yaşadığı dönemde yaşamış, aynı dönemde şiir söyleyen insanların eserleri var elimizde. Onların diliyle Yunus’un dilini karşılaştırdığımız zaman mesela Sultan Veled’in Türkçesiyle Yunus’un Türkçesini karşılaştırdığımız zaman Yunus’un dilinde mükemmel bir lezzet var. Yunus’da mısralar çok geniş, söylemek istediğini çok rahat söylemiş bir tarz var. Kitapta bunları karşılaştırdım hem Âşık Paşa hem Sultan Veled’e göre Yunus’un kelime kadrosu daha geniştir. Bugün bildiğimiz ve tespit ettiğimiz edebi sanatların tamamını Yunus Emre’nin şiirlerinde görebiliriz. Ses ve imaj mükemmel düzeyde. Bu çok da bilmeden yapılabilecek bir şey değil. Ama şunu çok rahat söyleyebilirim, siz Yunus’a özenip onun gibi yazmaya çalıştığınızda kolay zannettiğiniz o söyleyiş rahatlığını başaramayacağınızı göreceksinizdir.

Bir de ‘Yunus Emreler’ meselesi var. Risalet’ün-Nushiyye’de kafiye ve vezin bozuklukları olan şiirlerin var olduğunu biliyoruz. Yunus’un şiirleri konusunda net bir çerçeve çizebiliyor muyuz?

Halk Edebiyatı’nın yüzde seksenden fazlası sözlü gelenek içinde doğar ve sonra yazıya geçirilir. Yazıya geçirilene kadar bazı değişikliklere maruz kaldığı öngörülebilir. Gölpınarlı ve Tatcı Hocaların kanaati, Yunus Emre henüz hayattayken Divan’ının tanzim edildiği yönünde. Ben bu görüşe katılmıyorum, bu bilgi şüpheyle karşılanması gereken bir bilgidir. Yunus’un şiirleri de zaman içerisinde çeşitli değişikliklere uğramış olabilir. Kaynak, gidebildiğiniz en eski metinlere gitmektir.

Kelimelerden, tanrı tasavvurundan, din anlayışından bir şey elde etmemiz mümkün olmaz mı? Yunus Emre, sünni bir şair miydi de konuşulmuştu…

Yunus’un kullandığı kelimelerden hareketle doğal olarak bir takım topluluklar, tarikatlar Yunus’u kendilerine mal ediyorlar. Bu normal bir şey… Yunus’un inanç dünyası hakkında bir fikir edinebilmek için benim esas aldığım 417 şiirde geçen özel isimlere bakabiliriz.

Yunus Emre’nin şiirinde klasik edebiyatımızdaki sanatların tamamına yakının örneklerinin olduğunu söylediniz. Bu sanatların kurulması Yunus öncesine mi sonrasına mı dayanıyor? Bunu bilebiliyor muyuz?

Yunus Emre Selçuklu döneminde yaşamış bir şair. Bizim klasik edebiyatımızın 14. Yüzyılda başladığı söyleniyor. Yunus Emre 13. Yüzyılda yaşamış bir şair. İran ve Arap şiiri üzerinden kurulmuş bunlar. Ama büyük ihtimaldir ki Yunus’un da buna dahli vardır. Fuzuli’lerimiz, Baki’lerimiz, Necati’lerimiz… Yunus’un bunu kullandığını biliyoruz.

Yunus Emre’nin hem kelimeleri hem şiiri destekleyici ya da zorlayıcı bir unsur olmaksızın bu güne kadar geldi. Bugün de anlaşılıyor. Bugünkü şiire etkisi ile ilgili neler söylenebilir?

Tabi, çok net ve baskın bir şekilde Yunus etkisinden söz edebiliriz. Kendisinden sonra da yüzlerce mutasavvıf şairde Yunus’un sesini görmek mümkündür. Bugünkü şiirimizin temelinde Yunus’un olduğunu söylememiz mümkün. Ve bu görüş abartılı da olmaz. Sadece tekke şiiri de değil, tekke şiirinin dışında pek çok şairi etkilediği de rahatlıkla söylenebilir.

Yunus Emre’nin kelimeleri için ayrı bir sözlük de gerekiyor sanırım. Mesela Allah, Çalab, Hak… Üç ayrı şekilde kullanılıyor, bu sadece ses için kullanılmış olamaz, bu manaya da ilişkin bir şeydir. Bu anlamda bir sözlüğe de ihtiyaç duyuluyor.

O Çalab, Hak, Allah… Yunus Emre bir medeniyet dilinin kurucusudur dedik. Allah Arapça, Çalab kelimesinin kökü belli değil ama büyük ihtimalle Türkçedir. Eski Türkiye Türkçesinde kullanıldığına göre büyük ihtimalle Türkçedir. Anadolu’da kullanılan kelimeleri alıp şiirinde kullanmıştır haliyle.

Klasik bir sözlük değil çalışmanız. Biraz açabiliriz isterseniz.

Normal bildiğimiz bir sözlükten birkaç açıdan farklı bizim çalışmamız. Bir kelimeyi alırsınız, o kelimenin Arapça mı Türkçe mi olup olmadığını verirsiniz, etimolojisine pek girmezsiniz. Birkaç sözlükte bu var sadece. Ben burada bütün kelimelerin etimolojisini verdim. Bu anlamda benzer bir başka çalışma olmadığını söylemeliyim. Yunus’un tüm Divan örneklerinde kullandığı 4154 kelimenin dünkü ve bugünkü kullanımları ve anlamlarını verdik. Hangi kelime hangi yüzyılda hangi anlama dönüşmüş, onları da belirttik. Ayrıca bu kelimelerin Divanu Lügat’it-Türk’, Süheyl ü Nevbahar, Kitab-ı Dede Korkut ve Tarama Sözlüğü’nde bulunup bulunmadığını belirttik. Yine kelimelerin ansiklopedik bilgisi olanlara da genişçe bilgiler eklendi. Son olarak da özel isimlerle ilgili de ayrıntılı notlar eklendi.

Son olarak normalde çok durulmaz üzerinde ama ben sormak isterim. Çok başarılı bir de indekse sahip kitabınız.

Evet, indeks bölümü iki arkadaşımız tarafından altı ayda hazırlandı. Şefik Bilal Çavuşoğlu, sağ olsun çok başarılı bir indeks oluşturdu. Esprisi şu, sözgelimi ‘gönül’ kelimesi Yunus şiirinde kaç defa kullanılmış dediğinizde indekse bakarak rahatlıkla buluyorsunuz. Kullanılan tanık beyitler hangi maddelerde onları görüyorsunuz.