Şerif Antepli: Dünyanın parasında değil ‘pulu’nda gözüm var

Şerif Antepli’nin afiş, plak, kartpostal ve özellikle pul gibi materyallerden oluşan ‘Sinemanın 120 Yıllık Serüveni’ sergisi, ziyaretçilerini sinemanın icadından itibaren bir zaman yolculuğuna çıkarıyor. İzzet Günay ve Ediz Hun gibi koleksiyoner sinemacıların da katıldığı sergi, Lumière Kardeşler’den bugüne sinemayı koleksiyon parçaları üzerinden görmeye imkân veriyor. Antepli, “Eskiden daha yaygın olan pulu, insanlara yeniden sevdirmek istiyorum” diyor.

 

Ülkemizin önde gelen koleksiyonerlerinden Şerif Antepli’nin 10 Nisan’a kadar Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilecek olan Sinemanın 120 Yıllık Serüveni sergisi,  ünlü koleksiyonerin çeyrek yüzyıldır topladığı pul ve sinema koleksiyonunun sadece bir bölümünden oluşuyor. Konu sinema olunca, sinemamızın önemli isimleri İzzet Günay, Ediz Hun, Engin Çağlar, Süleyman Turan ve Yeşilçam’ın emektar yönetmeni Aram Gülyüz’ün de katıldığı sergi, afişlerden pullara, telefon kartlarından madalyalara, hatıra paralardan biletlere, fotoğraflardan plaklara kadar dünya sinemasının tarihi yansıtan yüzlerce objeyi bir arada gösteriyor.

 

Pul ve sinema… Doğrusu biraz ilginç?

Çocukluğumdan itibaren başlayan ve hiç duraklamayan bir tutku bu… Ta ilkokul yıllarından beri pul toplamaya merakım vardır. Pulu seviyordum, pulla birlikte sinemayı da çok seviyordum. Bugüne kadar sinema ile pulu birlikte yürüttüm. Sinemayla ilgili dünyanın çeşitli yerlerinde çıkan sinema pullarını, zarflarını ve damgalarını toplamaya başladım. Yaklaşık yirmi yıl boyunca. Bu koleksiyonumu geliştirirken 1995 yılında o zaman sinemanın 100. yılı idi, Türkiye’de ilk sinema pulları ile ilgili kişisel sergiyi açtım.

Tabi ‘Sinema pulu’ o zaman bilinen bir şey değildi.

Elbette ama yeni yeni başlamıştı o tarihlerde. Ondan sonra giderek dünyada da sinema temalı pullar artmaya başladı. Ben de mümkün olduğu kadar hepsini toplamaya çalıştım. 2010 yılında kişisel bir sergi açtım. Şimdi de sinemanın 120. yılı dolayısıyla, mevcut koleksiyonumdaki pulların ancak bir kısmını sergileyebiliyorum. Sadece pul da değil, sinemayla ilgili afiş, zarf, takvim, mektup, belge ve yine sinemayla alakalı objeler de sergide yer alıyor. Benim özellikle bu sergileri yapmamın en önemli gayesi, insanlara pulu ve koleksiyonculuğu tanıtmak ve sevdirmek. Bu sebeple 12-13 yıl önce bir kulüp kurduk, kişisel sergiler açarak koleksiyonculuğu tanıtıyoruz. Bu serginin en önemli gayesi de insanlara sadece pulu göstermek değil, beraberinde sinemayı da göstererek sevdirmek.

Kaç parça var? Koleksiyoncuya bu soru sorulmaz ama…

Sorulmaz. Bu vesileyle herkese söylemiş olalım, hiçbir koleksiyonere “kaç parçanız var” ve “en önemlisi sizin için hangisi” diye soru sorulmaz. Bu tabi her yerde karşımıza çıkan bir soru. Şimdi şu kadarını söyleyeyim, benim için en kıymetli pullar, ilkokul yıllarımda postaneden harçlığımla aldığım pullardır.

Şerif Antepli15

Şerif Antepli’nin Sinema Pulları Sergisinde, tanıdık yüzlere de rast geldim. Yeşilçam’ın usta oyuncu ve yönetmenleri de sergideydi. Sağdan sola, Aram Gülyüz, Şerif Antepli, İzzet Günay, Ediz Hun ve Engin Çağlar.

FAVORİM SİNEMA PULLARI

Peki, şunu sorabilirim sanırım, sinema pulları ve zarfları var bu sergide. Film ya da oyuncusu sebebiyle sizin için ‘özel’ olan parçalar vardır.

Greta Garbo. (gülüyor) Onun özel bölümü var zaten gördüğünüz gibi. Ona ilişkin her şeyi toplamaya gayret ediyorum.

Sizin kuşağınızdaki pek çok kişi için bir efsane…

Onun olduğu parçaların ayrı bir kıymeti var tabi benim için.

Sadece pul ya da sinema pulları koleksiyonu yapmıyorsunuz, Türkiye’de koleksiyon denilince akla gelen isimlerden birisisiniz.

Evet, önemli bir koleksiyoner olduğumu söylüyorlar. Tematik çalışıyorum, mesela 1922’den günümüze kadar gelen sürede basılan Cumhuriyet pullarını topluyorum mesela. Futbol ve iletişim konulu pullar da topluyorum. Ama benim favorim sinema koleksiyonu.

PUL, DİĞER KOLEKSİYON PARÇALARINDAN DAHA ŞANSLI

Pulla ilgili son zamanlarda bir geri gidiş söz konusu değil mi?

Pul aslında çok uzun yıllardır kendini taşıyabiliyor. Koleksiyonda önemli olan katalog çıkarılmış olmasıdır. Bir şeyin kataloğu yoksa o şey zor ilerler. Ama dünyada çıkan bütün pullar, kataloglarla kayıt altındadır. Bu yönüyle pul diğer pek çok koleksiyon parçasından daha şanslıdır.

Ama pula itibarını geri kazandırıyorsunuz diyebiliriz sanırım.

Ben elimden geldiği kadar bunu yapıyorum, Türkiye’de PTT de buna katkı sağlıyor. Pula olan ilgi son yıllarda artıyor evet. PTT, her yıl ulusal pul sergileri açar. Geçtiğimiz yıl altın madalyayı da sağ olsunlar bana verdiler.

KOLEKSİYONUN KIYMETİ PAYLAŞMAKTIR

Az önce İzzet Günay’la konuştum, Ediz Hun da gelecekmiş, şöyle etrafa bakınca en azından benim kuşağımın filmleriyle büyüdüğü pek çok ismi görebiliyorum, hem oyuncular hem yönetmenler. Sinemacı dostlarınızla konuşuyorsunuzdur…

Zaten onlarla devamlı sinemayı konuşuyoruz. Ediz Bey de İzzet Bey de kulübümüzün üyesi. Hem sinemacılar hem de koleksiyonerler. İzzet Bey, Türkiye’nin en eski pul koleksiyoncularından biridir. Koleksiyona hâkimdir, pul ondan sorulur. (gülüyor) Ediz Bey de biliyorsunuz kaktüs koleksiyoncusudur. İnsanlara ben her zaman şunu söylüyorum, ne koleksiyonu yaparsanız yapın bunları evinizde saklamayın. Sergileyin, kitaplaştırın, insanlarla paylaşın. Özelliği budur bunun, insanlarla paylaşmazsanız ne anlamı kalır ki. Ben bunu yirmi yıldır sergilerle, kitaplarla anlatmaya çalışıyorum. Herhalde biraz da olsa başardım.

KOLEKSİYONCULUĞUN DERGİSİ

Bir koleksiyon dergisi çıkarıyorsunuz. Serginiz vesilesiyle onu da konuşalım istiyorum.

Dediğim gibi çocukluğumdan beri bu konuya meraklıydım. Tabi yıllar sonra bu sahayla ilgili bir dergi olmadığını gördüm. 1995 öncesi bir tane vardı ama kapandı. Ben de 2000 yılında bir dergi çıkarayım ve Türkiye’de koleksiyonculuğu tanıtayım, her şeyin koleksiyonunun yapılabileceğini göstereyim istedim. Herkes her şeyin koleksiyonunu yapabilir, önemli olan başlamaktır. Ben mesela çocuklara hediye alacaksam bir koleksiyon parçası alırım, devam ettirebilsin diye.

Tabi maliyet muhasebesi dersleri de devreye giriyor burada.

Ben pek çok okulda konferans verdim, genelde duyduğumuz şey bu oluyor “paramız yok.” Gidin ağaç yapraklarının koleksiyonunu yapın o zaman diyorum. Defterinizin arasına koyun, hangi ağacın yaprağı olduğunu yazın, bilgileri yazın saklayın. Paralı mı bu şimdi? Parasız.

KOLEKSİYON BİLGİDİR

Koleksiyon yapmayı ‘biriktirmek’ten ayıran en önemli detay nedir?

Koleksiyon özellikle ileriki yaşlarda insanı rehabilite ediyor. Yeni dostluklar kazandırıyor size. İnsanlar yaşlandıkça hareketi azalıyor. Her zaman söylerim koleksiyon yapmak demek, bir parçayı alıp kenara atmak demek değildir, tarihçesini öğrenmek lazım. Kim yaptı, ne zaman yaptı, özne nedir, onun hikâyesi nedir, hangi zamanda yapılmış, o zamana ilişkin bilgiler vs. Dolayısıyla sadece koleksiyon değil, büyük bir kültür de beraberinde kazanmış oluyorsunuz. Parçanın, eserin, objenin tarihçesi, bilgisi yaptığınız için biriktirmek olmaktan çıkarıp, bir kültür çabasına dönüştürür.

 

İZZET GÜNAY

BENİM İÇİN ANLAMI DAHA BÜYÜK

izzet

 

Böyle bir serginin varlık bulması hem sinema adına hem de filateli (pulculuk) adına tabi kıymetli bir şey. Türkiye’den Şerif Bey’den başka Filatelist var mı bilmiyorum, belki vardır ama bu derece zengin olduğunu sanmıyorum. Sinemanın 120. yılı dolayısıyla yapılmış olması büyük anlam taşıyor. Çok renkli, çok emek verilmiş dikkatle hazırlanmış bir sergi. Tabi bu tür koleksiyonları yapmak çok zordur çünkü sonu yoktur bunun. Filateli Türkiye’de çok geriledi. Bu sergiyle bu biraz daha canlanacaktır. Bu vesileyle Şerif Antepli’yi çok tebrik etmek gerekiyor. Benim için anlamı daha ayrı tabi bunun, ben hem sinemacıyım hem de filatelistim, çok büyük keyif alarak dolaşıyorum haliyle.

 

 

 

ediz hun - KopyaEDİZ HUN

ÇOCUKLUĞUMUZUN KAHRMANLARI BURADA

Koleksiyon tabi önce bir hobidir. Bakın bizim insanımızda iki eksik var, birincisi hareketimiz çok az.  Biraz içtimai durumumuz yükseldiği zaman arabadan inmiyoruz. İşe arabayla, eve arabayla, televizyon karşısında yemek ve uyku. Böyle bir rutin hayatımız var. Mutlaka hareket olması lazım, bu birincisi. İkincisi ise, ne yazık ki hobimiz yok. Bir şeyle uğraşabilirsiniz… Bakın seratonin diye bir mutluluk hormonumuz var. Bu çok önemli, biliyorsunuz ben biyoloğum, üniversitede hocayım. İnsanın huzur içinde, güzellikler içinde yaşaması için gerekli salgıları vücuda saçıyor. Dolayısıyla başta kanser olmak üzere bir takım hastalıklardan koruyor. Hobi, bu anlamda insanları mutlu ediyor. Bu sergi bu anlamıyla da önemli. Sinemacı ve koleksiyoner olarak benim de çok hoşuma gitti tabi. Bu sergide benim on yaşında, on beş yaşında izlediğim filmlerin sanatçıları var. O yaşlarda her akşam filmlerini izleyip, onlarla beraber yaşadığımız zamanlardı tabi. Şimdi o sanatçıları burada görünce çok mutlu oldum ama o da buruk bir mutluluk çünkü yüzde doksan dokuzu hayatta değil artık. Sadece Kirk Douglas, o da neredeyse 99 yaşına geldi. Bir tek o kaldı, diğerlerinin tamamı gitti. Yeşilçam’a baktığınızda da aslında aynı şey. Çok az isim kaldı.

 

Fotoğraflar: Sedat Özkömeç